Rüya ve realite

Rüya ve realite, rüyalar ortaya koydukları iki mesele nedeniyle insanoğlu için hep büyüleci bir konu oluşturmuştur, görülen rüyanın gerçeklikle (duyular yoluyla algılanan realiteyle) olan ilişkisi ve uyanık bilinç haliyle yapılan faaliyetle olan ilişkisi.

Doğu’nun birçok öğretisinde rüya olarak belirttiğimiz ruhsal hallerin asılsız olmayıp, birer realite oldukları ve asıl dünya yaşamının bir rüyadan ve illüzyondan ibaret olduğu öğretilir. Bu öğretilere göre, gerçek olan, aslolan ve ebedi olan insanın ruhsal yaşamıdır, beş duyuyla algılanan değil, beş duyu olmadan algılanan realitedir.

Bazı düşünürler de gerçek yaşam olarak kabul ettiğimiz maddi yaşamın bir illüzyon olabileceğini düşünmüşlerdir. Yazılı kaynaklarda bu fikirden ilk olarak Çinli düşünür Zhuangzi’nin söz ettiği görülmektedir, fakat bu kavramın Zhuangzi’den önce de Hinduizm’de mevcut olduğu sanılmaktadır. Bu fikir Budizm’in de temel ilkelerden biri olarak kabul edilir. Hinduizm’de bu fikir Maya kavramıyla dile getirilir. Maya, insanın yaşadığı “tezahür etmiş âlem” denilen fiziksel âlemin bir hayal, bir aldanmadan (illüzyon) ibaret olduğunu dile getiren kavramdır.

Maya kavramının içeriğindeki fikirler şöyle açıklanabilir:
Dünya yaşamı geçici bir rüya gibidir.
Hakiki âlem ya da hakikatler âlemi “tezahür etmemiş âlem”dir, tezahür etmiş âlem ise bir hayaller ve aldanmalar âlemidir.
İnsan eşyayı hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.

Ünlü isimlerden konuya ilişkin görüşler:

“Yaşam bir rüyadır, ölümse bir uyanış” (Voltaire)
“Gözlerini dünyaya bir köpük parçasına bakıyormuş, bir rüya görüyormuş gibi çevirebilen, ölümün pençesinden kurtulur” (Buda)
“İnsanlar için gerçek olan dünya yaşamıdır, uykudayken yaşanılanlar birer rüyadır, spatyumun idrakli ruhları içinse dünya yaşamı bir rüya gibidir. Dünyevi rüya sırasında uyanabilmek… İşte bütün mesele budur” (Allan Kardec)
“Ancak ‘ölüm’den sonradır ki hakikaten yaşamaya başlarız” (Çiçero)
“Ölüm, asıl vatanına ulaşmak için ruhun kurtuluşundan başka bir şey değildir” (Platon)
“Asil ruhlar için ölüm, karanlık bir tutsaklık yaşamının sona ermesidir” (Plütark)

Hint geleneğinde dört şuur hali sözkonusudur. Bunlardan uyanıklık haline Jagrat, derin uyku haline Susupti, rüya haline Svapna ve « yüksek şuur haline» Turiya (Buda gibi tekamül düzeyi yüksek varlıklara özgü şuur hali) adı verilir.

Tabire yorum yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.