• Dinlerde rüya

    Orfecilikte ve Pisagor ekolünde insanın semavi âlemle ilişkisinin ancak uyku sırasında gerçekleşebildiği öğretilmekteydi. Ortaçağ’da Yahudi ve Arap yazarlarının eserlerinde de benzer öğretiler görülebilmektedir. Haberci (salih) rüyalar konusunu işlemiş İslam bilginlerinden biriside İbn-i Haldun’dur (d. 1332 – ö.1406). Oniromansi alanında Babil kültürünün eski Yunan kültürüne kıyasla daha ileri bir düzeyde olduğu

    Tabirin devamı
  • Eski kültürlerde rüya

    Eski Yunan mitolojisinde ise Hypnos’un (uyku) ve Nyx’un (gece) oğlu Morfeus “düş”leri ifade etmektedir; kendisine uçma ve aynı anda her yerde olabilme olanağını sağlayan kanatlarını hızla, fakat sessizce çırparken temsil edilir. Uykuda olan insanları bir haşhaş çiçeğiyle okşayarak onların rüya görmesini sağlar. Ölümlüleri ve sırları açıklama üzere gönderilir. Morfeus uykuda

    Tabirin devamı
  • İslam’da rüya

    Arapça rüya’nın anlamı “görmek” demektir. Kuran’da rüya hakkında çok fazla bilgi verilmez, rüyaya Kuran’da özellikle Yusuf Suresi’nde yer verilir. Rüya sözcüğü Saffat ve Fetih surelerinde de kullanılır. Hz. Muhammed (s.a.v) rüya hakkında şu hadisleri rivayet edilir; -Buhari’nin kaydettiği bir hadiste ”iyi kimselerin güzel rüyası Peygamberliğin 48 parçasından biridir” denir. -Ebu

    Tabirin devamı
  • Rüya ve realite

    Rüya ve realite, rüyalar ortaya koydukları iki mesele nedeniyle insanoğlu için hep büyüleci bir konu oluşturmuştur, görülen rüyanın gerçeklikle (duyular yoluyla algılanan realiteyle) olan ilişkisi ve uyanık bilinç haliyle yapılan faaliyetle olan ilişkisi. Doğu’nun birçok öğretisinde rüya olarak belirttiğimiz ruhsal hallerin asılsız olmayıp, birer realite oldukları ve asıl dünya yaşamının

    Tabirin devamı